metin
Katiller yakalarını kurtaramayacak
07/03/2008
Kamil Tekin Sürek / Yeni Evrensel / 19 Mart 2001

Polisin bir cinayetine daha tanık olduk. Aydın'da, haklı olarak, yasal ve Anayasal hakkını savunarak, keyfi bir şekilde mesken masuniyetinin ihlal edilmesine karşı çıkan bir yurttaşın polis tarafından öldürülmesine tanık olduk.
Haklı olarak birçok kişi cinayeti Metin Göktepe Cinayeti'ne benzetti. Evet, birçok yönden Aydın'daki cinayet de, daha önceki çok sayıda cinayet gibi Göktepe Cinayeti'ne benziyor.
Olay, başlangıcından itibaren hukuksuzluğun, keyfiliğin örneği. Anayasa'da, yasalarda yurttaşların evinin, üstünün keyfi bir şekilde gelişigüzel aranamayacağı yazılıyor. Mesken masuniyeti insanların zorba devletlere karşı yüzlerce yıl önce kazandığı bir hak. Ama, bizde yüzlerce yıl önce kazanılmış haklar, Anayasa'da ve yasalarda yazılı olsa da yok sayılıyor. Zorba devlet görevlilerine göre yurttaşların hiçbir hakkı yok. Onlar, yurttaşlara istediklerini yapabilir, istediklerini yaptırabilir. İstedikleri zaman onların kimliklerini sorabilir, şüphelendim diye gözaltına alıp bir iki gün tutabilir, GBT'si gelmedi diye savcılık salıverse dahi yeniden gözaltına alabilir, üstünü istediği zaman arayabilir, hatta isterse çırılçıplak soyup arayabilir, ararken cinsel organlarıa elleyebilir, evine girip evinin altını üstüne getirebilir vs. vs. Bunları hep birlikte yaşamadık mı? En az birine ya da birkaçına bizzat tanık olmadık mı?
Zorba devlet, yurttaşlarının hakkını savunmasına asla tahammül edemez. Zorba devletin polisi dağıl dedi mi dağılacaksın, burada basına açıklama yapamazsın dedi mi yapamazsın, bu parkta oturamazsın dedi mi oturamazsın, bu sokaktan geçemezsin dedi mi geçemezsin. Neden geçemem, neden açıklama yapamam, neden oturamam dedin mi, vatan haini ve devlet düşmanısın. Çünkü, zorba devletin polisine itiraz etmek, devlete karşı koymak demektir. Kullar, efendisine bir tasarrufunun nedenini, niçinini soramaz. Sorarsa bu isyan demektir.
Aydın'da bir cinayet işlendi. Binlerce benzeri gibi...
Cinayet Göktepe Cinayeti'ne benziyordu. Ama benzerlik sadece cinayetle sınırlı değildi. Cinayetten sonra Vali'nin açıklaması da, Göktepe Cinayeti'ndekine benziyordu.
Göktepe'de "Duvardan düştü", "Gözaltından salındıktan sonra ölü bulundu", "Belki de kendi arkadaşları öldürmüştür", "Belki bir hastalığı vardı" gibi katilleri korumaya çalışan açıklamalar yapıldı. Aydın Valisi de ölen yurttaşın kalbinden rahatsız olduğunu söylüyor. Birincisi, daha otopsi raporunun sonuçları belli olmamışken, sen nereden biliyorsun ölenin kalp hastası olduğunu. İkinci olarak farz edelim ölen kalp hastası, Galatasaray maçını seyrederken mi heyecanlanıp öldü? O gün polisler eşkıya gibi adamın evine girip, adamı merdivenlerden aşağı yuvarlayıp, tartaklayıp, bir de üzerine araçlarını sürüp, çarpmasaydı ölecek miydi? Ölen yurttaş kalp hastası olsa bile, ölümünde polislerin rolü yok mu? Sen, sadece polislerin valisi misin? Polisi korumak için hemen gerekçeler uyduracağına ölen bir yurttaşın haklarını koruman gerekmez mi? Yasalar öyle yazıyor. Hadi ölen yurttaşın haklarını korumak içinden gelmiyor, en azından, yurttaşımızın ölümüne neden olanlar hakkında en kısa zamanda gerekli soruşturma yapılacak ve suçlu olanlar gerekli cezaya çarptırılacaktır da diyemiyor musun? Söylediklerine inanmasa da birçok yetkili bunları söyler. Ama zorba devletin temsilcisi bunu söylemez. Söylediği zaman devlet yurttaşından özür dilemiş gibi olur. O zaman otoritesi sıfıra iner. Çünkü, zorba devletin istediğinde kullarını öldürme hakkı da vardır. Zorba devlete kullarından birini ya da birkaçını öldürdü diye kimse hesap soramaz.
Ama, işler artık eskisi kadar kolay değil. Metin Göktepe Cinayeti'ndeki gibi, Aydın'daki cinayette de kolay kolay "Kalbi varmış, ölmüş" falan diye olay geçiştirilemeyecek. Ne katiller, ne de katilleri koruyanlar hesap vermekten kaçamayacak. Aydın'da binlerce yurtaşın cinayete tepkisi bunu kanıtlıyor.
anasayfailetişim
METİN'E METİN
BİR METİN

Metin'in kafasında
bir darp var
Polis
karakolundan
morga kadar
Mosmor
Bir darbe var
yüreğimizde
beynimizde
Soruyor bir işaret
fişeği
Biz ölerek mi
yaşamayı
öğreneceğiz hâlâ...

Can Yücel
gazeteciler

Tel: +90 (212) 233 20 36 Fax: +90 (0212) 233 18 60-70
Eskişehir Mahallesi Dolapdere Caddesi Karabatak Sokak No: 31/2 Şişli/İSTANBUL
          e-posta: bilgi@metingoktepe.com
eby
anasayfa ::  haberler ::  biyografi ::  yorumlar ::  göktepe ödülleri ::  metinden ::  dava hakkında ::  fadime göktepe
EVRENSEL - 2008