metin
Gördüğümüz Cinayeti "Göstermek"
07/03/2008
Nadire Mater / bia.net / 08.01.2001

Merhaba Metin Göktepe,
Beş yıl önce bugün seni öldürdükleri haberini almıştık. Tam da bugünlerde, yaşanan cezaevleri operasyonları benzeri Ümraniye Cezaevinde yapılan operasyonda ölen dört hükümlü/tutukludan ikisinin cenazesi kaldırılıyordu.
Tören daha başlamadan, kadın erkek her yaştan bin 500 kişi Eyüp kapalı Spor Salonu'nda gözaltına alındı. Sen de.
Sarı basın kartın yoktu, üstelik Evrensel gazetesinin muhabiriydin. Mart 1999'da Afyon'da karar çıktığında, artık herkes polislerin seni döve döve gözaltında öldürdüğünü biliyordu.
Biz gazeteciler, sen gözaltına alındığında önemsemedik. Gazeteci dediğin gözaltına alınır, bırakılırdı; bunun haber değeri yoktu. Bizler o sıra, son dört yıl içinde, gazetecilerin Olağanüstü Hal Bölgesi'nde sokakta genellikle tek kurşunla öldürülmelerini yaşamış, öldürülen 20 gazeteci meslektaşımız için de doğrusu pek bir şey yapamamıştık.
Hemen bir not: Kürt gazeteci arkadaşlarımızın öldürülmeleri sırasında OHAL Valisi olan Hayri Kozakçıoğlu, bu ara gazetelerin manşetlerinden düşmüyor, valiyken aldığı uçaklar, sonradan edindiği villa üzerine sorular hala yanıt bekliyor. .
***
Metin, seni çok yakınımızda öldürdüler, OHAL kadar uzak değildi, Eyüp Spor Salonu: Bu cinayeti gördük.
Cinayeti herkese, devletin en tepesine, tüm uluslar arası kamuoyuna gösterdik. Ne var ki, seni döverek öldürmekten sanık polis memurlarının yakalanması, yargılanması o kadar kolay olmadı.
Dava doğal olarak İstanbul'da açıldı. "Can güvenliği" dediler, yargılamayı, Aydın'a taşıdılar, oradan da Afyon'a. Biz gazeteciler yılmadık, otobüsler tuttuk, kış soğuğu yaz sıcağı demeden duruşmalarda hazır bulunduk. Acaba konu kimin "can güvenliği"ydi?
***
İlk duruşma, Temmuz 1996'da İstanbul'da yapılacak sandık, o gün Sultanahmet Adliyesi'nde, davanın Aydın Ağır Ceza Mahkemesi'ne taşındığını öğrendik.
Aydın Ağır Ceza'daki tek duruşma, Ekim 1996'da gerçekleşti. Mart 1997'de Afyon'daydık. Ne yazık ki, sanık polis memurları Murat Polat, Şuayip Mutluer. Fedai Korkmaz, Saffet Hızalcı, Metin Kuşat ve komiser Seydi Battal Köse'yi duruşmalarda görmek için Ağustos 1997'ye kadar beklemek zorunda kaldık.
Sanıklar o zamana kadar "adreslerinde bulunamadılar" ama; sonradan öğrendik ki, geçici atamalar gibi formüllerle maaşlarını almaya devam etmişler.
Zaten, sanıkları yargı önünde görmek, ancak gazetecilerin topladıkları imzaların bir heyet kanalıyla Ankara'da dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz'a verilmesiyle mümkün oldu.
Yılmaz, "teslim olmalarını sağlayacağım" derken, dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, artık düşünce özgürlüğü üzerine görüştüğü her heyete cinayetle ilgili "devletin bu ayıptan kurtulması gerektiği" üzerine konuşmaktan geri kalmıyordu.
Bu da bir "gelişme"ydi. Çünkü, senin öldürülmen üzerine yapılan ilk açıklamalarda, dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, "kalp krizi geçirince sandalyeden düştü ve öldü," yolunda konuşmuştu. Bu "sandalye", yerini zaman zaman "duvar"a bıraktı.
Annen Fadime Göktepe, herkesin annesi oldu; sadece ayda bir kere asılan tabelayla Metin Göktepe Alanı olan Afyon Adliyesi'nin yanı başındaki arazide toplanan binler de ona "hepimiz birer Metiniz" diyerek karşılık verdi. Annen Afyon'da , her duruşmada dimdik en önde yaşamı, seni, gazetecileri, düşünce özgürlüğünü savundu. Merhaba Fadime Ana!
***
Afyon'a çok gittik geldik. Önce Afyon 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararını verdi; yerel mahkeme kararı Yargıtay'a taşındı. Yargıtay, kararı usul ve ifade eksiklikleri nedeniyle, yeniden Afyon'a yolladı. En son Mart 2000'de yargılama süreci tamamlandı.
Polis memurları Murat Polat, Şuayip Mutluer, Fedai Korkmaz, Saffet Hızarcı ve Metin Kuşat "kastı aşan insan öldürme" gerekçesiyle yedişer yıl altışar ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama boyunca, esas olarak amirlerini suçlayan Komiser Seydi Battal Köse ise artık emekli.
Bütün bu adı geçenler, 21 Aralık 2000 günü yasalaşan "şartlı salıverme ve cezaların ertelenmesine dair" düzenlemeyle serbest bırakıldılar.
***
Sevgili Metin, annen Fadime Göktepe başta olmak üzere hepimiz, komiser Seydi Battal Köse'nin de sürekli tekrarladığı üzere; esas sorumlular olan dönemin mülki amirleri, İstanbul valisi Rıdvan Yenişen, Emniyet müdürü Orhan Taşanlar ve yardımcısı Kemal Bayrak ve Çevik Kuvvet amiri Mehmet Ali Aydın Akdemir'in yargı önüne çıkarılması için çok uğraştık, başaramadık.
Ama biz gazeteciler, bir olayın peşini bırakmamanın, örgütlü davranmanın, tek tek tepkilerin bir araya gelmesinin önemini gördük.
Metin, senden sonra, aynı tarzda, gazeteci öldüremediler. Arabasına konan bombanın patlaması sonucu, 1999 Ekim'inde Ahmet Taner Kışlalı'yı kaybettik.
Ne var ki, gazetecileri gözaltına almaya, hırpalamaya, yargılanmaya, hapse atmaya devam ediyorlar. Gazeteciler, "Metin Göktepe Cinayeti" için bir araya gelmeyi bir ölçüde başardılar ama, hala sendikalaşamadılar.
Andıç tartışıyor, cezaevi operasyonlarını "polis bülteni" gibi vermeye devam ediyoruz. Hala dürüst gazeteciliği öğrenemedik. Hala genç muhabirlerin çoğu sarı basın kartsız, sigortasız, hatta para bile almadan çalışmaya devam ediyor.
***
Bu arada, biz senin "sarı basın kartını" çoktan yaptık. Ne kadar geç!
İşte sana son haberler: Sabah grubu önce satıldı, sonra geri alındı; biz bunların nasıl olduğunu anlayamadık. Yeni Binyıl gazetesi ve bir sürü dergi kapatıldı, gazeteciler yine işsiz kalıyorlar, hani ortada grup falan da kalmadı ama - Sabah'ın bütün borçlarını Doğan grubu üstlenmiş de- başka gazete, dergi ve televizyon kanallarından da arkadaşların peyderpey işten çıkarıldıkları haberleri geliyor.
"Sendika" diyeceksin ama, nedense çoğumuz sendikanın lafından bile korkuyoruz, başka alanlarda sendikalaşanların haberlerini yaparken heyecanlansak bile.
Metin seni özlemeye devam ediyoruz.
anasayfailetişim
METİN'E METİN
BİR METİN

Metin'in kafasında
bir darp var
Polis
karakolundan
morga kadar
Mosmor
Bir darbe var
yüreğimizde
beynimizde
Soruyor bir işaret
fişeği
Biz ölerek mi
yaşamayı
öğreneceğiz hâlâ...

Can Yücel
gazeteciler

Tel: +90 (212) 233 20 36 Fax: +90 (0212) 233 18 60-70
Eskişehir Mahallesi Dolapdere Caddesi Karabatak Sokak No: 31/2 Şişli/İSTANBUL
          e-posta: bilgi@metingoktepe.com
eby
anasayfa ::  haberler ::  biyografi ::  yorumlar ::  göktepe ödülleri ::  metinden ::  dava hakkında ::  fadime göktepe
EVRENSEL - 2008