metin
Metin Göktepe Davası...
07/03/2008
Mustafa Balbay / 08 Ocak 1999 / Cumhuriyet Gazetesi

Kimi olaylar vardır ki başka bir anımsatma gerekmeksizin o ülkenin içinde bulunduğu durumu, bir fotoğraf gibi karşınıza koyar.
Gazeteci Metin Göktepe 'nin gözaltına alınışı, gözaltında tutuluş yöntemi, gözaltında öldürümü, olayın ortaya çıkış biçimi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün olaya bakışı, soruşturma aşaması, dava aşaması, davanın görülmesi, dava yargıçlarının başına gelenler, son olarak tutuklu yargılananların tümünün serbest bırakılması yan yana getirildiğinde, Türkiye'nin ''hukuk devleti'' özelliğinin fotoğrafı ortaya çıkıyor.
8 Ocak 1996 günü Eyüp Çay Bahçesi'nde "ölü bulunan" Göktepe için ilk rapor şuydu: "Sandalyeden düşüp öldüğü anlaşılan bir ceset bulunmuştur."
Göktepe, sıkı korumalı bir gözaltı olayı sırasında, bir yolunu bulup dışarı çıkıyor, Eyüp Çay Bahçesi'ne geliyor, sandalyeden kendini aşağı atıp, ölüyor!
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Göktepe'nin gözaltında öldüğünü kabul etmesi, 15 günü aldı. Başta dönemin tüm siyasilerinin devreye girmesi, gazetecilerin olayı kovalaması sonucu bu ''kabul'' gerçekleşti!
Olayın dava aşaması ise İstanbul'da başladı, arada Ankara'ya gidip geldi, Aydın'la devam etti, ardından Afyon'a geldi. Afyon'daki bir dizi afyonlama girişimi, gerek gazetecilerin gerekse kamuoyunun duyarlılığı sonucu, büyük ölçüde boşa çıktı.
Bir hukuk devleti düşünün ki en büyük kentinde görülecek bir davanın güvenliğini sağlayamadığı için başka bir kente alınmasını istiyor.
İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesi gereken ilk dava, Yargıtay 10. Dairesi'nin kararıyla Aydın'a alındı.
Böylece Göktepe için de ''dava turizmi'' başlamış oldu. Duruşma öncesi İstanbul'dan Aydın'a gözlemci akını...
Aydın'daki davalar sürerken yeni bir karar daha alındı:
''Buradaki adliye binası okullara, dükkânlara çok yakın. Herhangi bir gerginlik olursa camlar da kırılır, davayı Afyon'a alalım...''
Can kırılmış önemli değil, cam kırılmasın da!
11.12.1996'da Afyon'a taşınan dava halen devam ediyor. Buradaki süreç de tıpkı yazının başında vurguladığım gibi yargımızın içinde bulunduğu durumun net bir yansıması...
Önce dava ikiye ayrıldı... Saffet Hızarcı, Fedai Korkmaz, Murat Polat, Burhan Koç, İlhan Sarıoğlu, Selçuk Bayraktar, Metin Kuşat, Tuncay Uzun, Fikret Kayacan, Seydi Battal Köse 'nin yargılanmasına karar verildi.1997 Temmuzu'nda adli tatil nedeniyle Yargıç Kamil Perif 'in yerine Fatma Nilgün Uçar oturum başkanı oldu.
Uçar, müdahil avukatların sanıklar için tutuklama isteminde bulunması üzerine dosyayı, delilleri inceledi ve bu istemi yerinde buldu.
İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Sanık avukatları hemen Uçar hakkında ''redd-i hâkim'' isteminde bulundular. Nedense, adli tatilin bitimini bile bekleyemediler!
Adli tatilin sona ermesiyle birlikte Kamil Perif yeniden oturum başkanlığına döndü. Uçar'ın tutukladığı sanıklardan Korkmaz, Polat, Koç ve Kuşat'ı tahliye etti. Daha soruşturma aşamasında yapılması gereken şey, ancak olaydan 22 ay sonra 9 Ekim 1997'de yapılabildi. Sanıklarla tanıklar ''yüzleştirildi.''
Mahkeme heyeti bu yüzleştirmeyle ''teşhis edilen'' sanıkların tutuklanması istemini reddetti.
Mahkeme Başkanı Perif, ''yoğun baskı altında olduğunu'' öne sürerek çekilme isteminde bulundu. 27 Kasım 1997'de Sandıklı Ağır Ceza Mahkemesi bu istemi kabul etti.
Adli tatil sırasında mahkeme başkanlığını yürüten Uçar ise Edirne'nin Keşan ilçesine sürgün edildi. Doğrusu Uçar, yargılamanın olabildiğince hızlandırılmasına, delillerin kısa sürede değerlendirilmesine önem vererek büyük suç işlemişti. Uçar ailesi Keşan'dan sonra İstanbul'a tayin edildi. Bu sürgün turizmi yeterli gelmemiş olacak ki kendilerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu da ayrıca bir ceza vererek ödüllendirdi.
Perif'ten boşalan mahkeme başkanlığına ise Mustafa Birışık getirildi.
Aralık 1997'de ortaya çıkan otopsi raporu ise bilinen bir durumu netleştiriyordu:
''Göktepe öldürülmek kastıyla dövülmüştür...''
Mahkemenin 18 Nisan 1998'-de verdiği karar, 17 Temmuz'da Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nce oybirliğiyle bozuldu. Yeniden yargılama...
Göktepe'nin öldürümünün 3. yılında soruyoruz:
Bu yargı mıdır?
anasayfailetişim
METİN'E METİN
BİR METİN

Metin'in kafasında
bir darp var
Polis
karakolundan
morga kadar
Mosmor
Bir darbe var
yüreğimizde
beynimizde
Soruyor bir işaret
fişeği
Biz ölerek mi
yaşamayı
öğreneceğiz hâlâ...

Can Yücel
gazeteciler

Tel: +90 (212) 233 20 36 Fax: +90 (0212) 233 18 60-70
Eskişehir Mahallesi Dolapdere Caddesi Karabatak Sokak No: 31/2 Şişli/İSTANBUL
          e-posta: bilgi@metingoktepe.com
eby
anasayfa ::  haberler ::  biyografi ::  yorumlar ::  göktepe ödülleri ::  metinden ::  dava hakkında ::  fadime göktepe
EVRENSEL - 2008