metin
Göktepe'yi Unutmadık
07/03/2008
TOKTAMIŞ ATEŞ / 09 Ocak 1999/Cumhuriyet Gazetesi

Süleymaniye'nin ünlü ''kurufasulyecisi'' Hacı Ali 'de oturmuş, yemek yiyorduk. Ben, kurufasulyemi genellikle, o lokantanın dışarısındaki masalarda yerim. Fakat ramazan ayı nedeniyle içerisi bomboş olduğundan ve havanın soğukluğundan, içeri girmiştik.
Biz yemek yerken, dört beş hanım geldi. Havanın soğuğuna aldırmadan dışarda yemeklerini yediler. Biz çayları söylemiş ve sohbete dalmıştık ki; aralarından biri içeri girerek yanımıza geldi. Kendini tanıttı. Metin Göktepe 'nin ablası imiş. Doğrusu Metin'in annesini tanıyordum ama, bir ablası olduğunu bilmiyordum.
"Metin'i unutmadınız değil mi?'' diye sordu. ''Elbette unutmadım'' diye yanıtladım. ''Neden böyle bir soru sordunuz?"
"Son zamanlarda bu konuya pek değinmiyorsunuz'' dedi, ''Oysaki Metin'i öldürenlerin yargılanması tam bir komediye dönüştü..."
Bir an düşündüm, haklıydı. Bu konuda ilk günlerde bir şeyler yazmış, fakat daha sonra aynı konuya bir daha dönememiştim. ''En kısa zamanda bu eksikliğimi telafi edeceğim'' dedim. Vedalaştık ve arkadaşlarının yanına dönerek, yemeğine devam etti.
Aradan bunca zaman geçti. Ne zaman Metin aklıma gelse, ya da onu öldürenlerin mahkemeleriyle ilgili ne zaman bir şeyler okusam; güler yüzü ve saygılı davranışları gözümün önüne gelir, yüreğim burkulur.
Bizde gazete muhabirleri genellikle, gereğinden fazla ataktırlar. Hatta bu ataklıkları, çoğu kez saygı sınırlarını da zorlar, terbiye sınırlarını da. Beyanat almak istedikleri, fotoğrafını çekmek istedikleri insanları düpedüz taciz eden muhabirleri de gördük. Metin'in bunlarla hiçbir ilgisi yoktu. Sadece görevini yapmaya çalışırdı.
Ama Metin'i döve döve öldürdüler. Şimdi de mahkemeyi oradan buraya atarak zaman içinde unutturmaya çalışıyorlar. Ama her ne olursa olsun, Göktepe'yi unutmayacağız ve unutturulmasına izin vermeyeceğiz. Elbette hiçbir şey Metin'i geri getiremez. Ama başka Metin Göktepe'ler olmasın diye bu işin peşindeyiz.
Metin'in kederli ailesinin kederini giderecek hiçbir şey yoktur. Ama başka ailelerin yüreği de yanmasın diye bu işi unutturmayacağız.
Dün Metin'in öldürülüşünün yıldönümü idi. Bu vesile ile onu hasret ve rahmetle bir kez daha anmış oluyoruz.
***
Son zamanlarda arkadaş sohbetlerinde bana en çok yöneltilen eleştiri, aşırı ''iyimserliğim'' konusunda oluyor. Yukardaki konuşmayı aktardığım bir arkadaşım, ''Böyle işlerin olduğu bir memlekette nasıl iyimser olabiliyorsun, böyle bir memleketin geleceği ile ilgili olarak nasıl umutlar besleyebiliyorsun?'' diye eleştirdi.
Ay'da yaşamıyorum. Memlekette neler olup bittiğinin, elbette farkındayım ve kendimi kahrediyorum. Susurluk, unutulmaya yüz tuttu. Abdi İpekçi' nin katilleri, spor kulüplerine başkan oluyor, ''beslemeleri'' tarafından, ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' bağrışmaları arasında sırtlarda gezdiriliyor.
Bu ülkenin bakanları, elleri kanlı katillerle telefon sohbetleri yapıyorlar. Bir tarafta alabildiğine sergilenen görgüsüz bir zenginlik, bir tarafta günü kurtarmaya ve karnını doyurmaya çabalayan bir fukaralık at koşturuyor.
Bunları görmemek ve üzülmemek mümkün mü?
Ama gene de kötümserliği bir kenara iterek, iyimser olmaya çabalamalıyız. Elimizden geldiği kadar...
Zira kötümserlik, hiçbir sorunumuzu çözümlemiyor. Atalarımız ''ağlayak da gözden mi olak, dövünek de dizden mi olak...'' demişler. Çok doğru söylemişler.
Kötümser olmanın sorunlarımızı çözmemesi bir yana, bizim kötümserlik ve umutsuzluğumuz, karşımızdaki insanlara güç veriyor, kendilerine olan güvenleri tazeleniyor.
Örneğin Metin Göktepe'nin katli. Biz eğer umudumuzu ve inancımızı yitirmez ve ''Bu olayın suçluları eninde sonunda cezalarını çekecekler'' diye düşünürsek; katilinin, ya da katillerinin yüreklerine korku salarız.
Ama, ''Bu iş çözümlenmez'' gibisinden düşüncelere kapılır ve bunları dile getirirsek, adamların direncini arttırır, çözülmelerini geciktiririz.
Zaten adamlar bir türlü çözülmediler. Ama aralarından biri çözülse, bakın sonra neler olacak...
anasayfailetişim
METİN'E METİN
BİR METİN

Metin'in kafasında
bir darp var
Polis
karakolundan
morga kadar
Mosmor
Bir darbe var
yüreğimizde
beynimizde
Soruyor bir işaret
fişeği
Biz ölerek mi
yaşamayı
öğreneceğiz hâlâ...

Can Yücel
gazeteciler

Tel: +90 (212) 233 20 36 Fax: +90 (0212) 233 18 60-70
Eskişehir Mahallesi Dolapdere Caddesi Karabatak Sokak No: 31/2 Şişli/İSTANBUL
          e-posta: bilgi@metingoktepe.com
eby
anasayfa ::  haberler ::  biyografi ::  yorumlar ::  göktepe ödülleri ::  metinden ::  dava hakkında ::  fadime göktepe
EVRENSEL - 2008