metin
Merter'de yaşam çok zor
07/03/2008
Metin Göktepe

İstanbul'da hatta Türkiye'de tekstil ve konfeksiyon piyasası denilince akla ilk gelen yer Merter oluyor. İrili ufaklı yaklaşık bin tekstil firmasının bulunduğu Merter'de 80 bine yakın genç işçi çalışıyor. Bu genç işçilerin yaşam koşulları; çalışma saatleri, ücretler ve sosyal haklar bakımından "1800'lü yılların Avrupası'nı andırıyor.
Merter'de çalışan işçilerin aylık ücretleri 1 ile 1.5 milyon arasında değişiyor. Bunun üzerinde ücret alan işçi neredeyse yok gibi. İki milyonun üzerinde ücretle çalışan ise ustabaşılar, usta makinacılar ve kalıpçılar. Burada çalışanların sendikal bir örgütü yok. İşçiler sendikalara sıcak bakıyorlar, ama sendikaların binlerce tekstil işçisini örgütlemek, onların sorunlarına sahip çıkmak gibi bir çabası da görülmüyor. Bu olumsuz koşullara rağmen genç işçiler, kendi sorunlarına sahip çkacak örgütlülüğü yaratmak, bine yakın işyerinin bulunduğu Merter'de tek ses olan işverene karşı örgütlü gücünü oluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor.
Hilmi Tekstil, Merter'in kenarında kalmış bir atölye. 9 işçi çalışıyor. En fazla ücret alan işçinin aylığı 2.5 milyon lira. O da yıllardan beri bu işte çalışan ustabaşı. Hüseyin Kormaz da burada 1.5 milyon'a çalışan bir işçi; evli ve iki çocuk babası, 800 bin lira kira veriyor, iki yıldanberi Merter'de çalışıyor. Bundan önce Topkapı Şişe Cam Fabrikası'nda çalışıyormuş. 7 yıl orada çalıştıktan sonra işten atılmış. "Ordaki yaşam çok farklıydı. Bir çok hak vardı. Buralarda ise ne hak, ne de işçi mücadelesi var" diyor.
Merter'de tekstil firmalarında çalşan işçilerin ücretlerine yılda iki kez zam yapılıyor. Ocak ve haziran aylarında yapılan bu zamların oranı genellikle yüzde 10 düzeyinde oluyor.
Hilmi Tekstil'de çalışan Sönmez Gürel, "Zamlar çok düşük. İşçinin ücreti patronun insafına göre belirleniyor. Yüzde 30 zam, sayılı kişilere veriliyor" diyor.
Esta Tekstil'de çalışan Ünal Ünsal da "Hakkımızı vermiyorlar. En fazla iki yüzbin zam sonra bekle bir altı ay daha" şeklinde öfkesini dile getiriyor.
İşçilerden ücretlerden sonra ve en büyük sorun olarak çalışma saatlerinin fazlalığını ve zorunlu mesaileri görüyorlar. 'Zorunlu mesai' olmayan işyeri Merter'de yok gibi işçileri bir hafta boyunca " paso gece gündüz" çalıştığı günler oluyor. Fazla mesai ücretleri ya yüzde 50 zamlı ya da normal saat tutarı üzerinden işçiye ödeniyor. "Zorunlu mesai" ye kalmak istemeyen işçi ise bir gün sonra kendisinin "kapının önünde" buluyor.
Penyetex firmasında çalışan Yusuf Altıok, "Eğer mesaiye kalmazsan, şefle de aran kötü ise o işyerinde seni bir gün bile tutmazlar, gidersin, bu kadar basit" diyor.
Buralarda çalışan işçilerin hiçbir sosyal hak ve güvencesi yok. Aldıkları maaşın dışında ne bir ikramiye, ne başka bir ödenek, ne de yakacak yardımı var. Sigortalı olan işçilerin sigorta pirimleri aldığı maaş üzerinden ödenmesi gerekirken ya asgari ücret ödeniyor ya da 2-3 ay ödendikten sonra hiç ödenmiyor. Ural Tekstil'de çalışan Hasan Yasin, "Merter'de birçok işyerinde ne ikramiye ne de sosyal bir hak var. Bizim işyerinde yılda iki defa ikramiye veriliyor. O da bayramlarda ve yarım maaş üzerinden ödeniyor. İşe yeni girmiş bir işçinin ise bundan bile yararlanma hakkı yok" diyor.
Tekstil firmalarında çalışan işçilerin genç olmaları ve kültürel birikimlerinin yetersizliğindenh kaynaklanan arabesk bir yaşam bu işyerlerinde hüküm sürüyor. İşverenler de bu yaşamın sürmesi için "katkılarını" esirgemiyorlar. Amaç; gençleri sorunlarından ve ona sahip çıkma mücadalesinden uzak tutmak.
Ustabaşları ve işyeri şefleri "gözüne kestirdiği" kadın işçilere sürekli kadın işçilere sürekli sarkıntılık ediyor. Sabahtan akşama kadar Müslüm Gürses'in, Orhan Gencebay'ın, Tarkan'ın kasetleri çalıyor.
Esta Tekstil'de çalışan Ünal Ünsal, "Devrimci müzik yapan grup ve sanatçıların kasetlerini dinlediğimiz için şefler sürekli bizi rahatsız ediyorlar. Bir defa şef sinirli bir şekilde kasetin teybin içinden çıkarak kırdı. Bu kasetleri bir daha dinlersek hepimizi işten atacağğı tehdidinde bulundu. Bizim işyerinde olan bu olaylar aslında tüm Merter'de oluyor" diyor.
Birçok işyerinde öğlen yemekleri dışında tuvalete gitmek yasak. Son bir yıldır yeni bir uygulamaya başlanmış. "Kartlı sistem" ile işçiler tuvalete gidebiliyorlar. Bu sistem ile aynı anda iki kişinin tuvalete gitmesi engelleniyor. İşçiler, bu sistemin amacının bir araya gelerek konuşmalarının engellenmeye çalışılması olduğunu söylüyorlar.
Merter'de çalışan işçilerin en büyük sorunlarından birisi de her an 'sokağa atılma' korkusu. Bir işyerinde bir yılı aşkın süreyle çalışan işçi bulmak imkansız gibi. Üç ay çalışan bir işçinin, işveren tarafından,"işine yaramadığı, iflas ettiği, eleman fazlalığı" gerekçeleriyle kendisini sokakta bulması an meselesi. Merter'de yıllardan beri çalışan şimdi ise işsiz Ali Ekber Arslan, "Ben Merter'i bitirdim. İşyeri kalmadı. En son çalıştığım işyerinde 15 günlük iznimi kullandım. İşbaşğı yapmak için döndüğümde, şef işten çıkarıldığını söyledi. Bu sadece benim için geçerli değil. Herkes her an kendisini sokakta bulabilir" diyor.
İşçilerin içinde bulundukları bu sorunlara karşı işyerlerinde sendika kurmak için çalışma yürütmelerine rağmen Merter'de hiç bir işyerinde sendika yok. Bir işyerinde sendika kurmaya çalışan işçiler işyerini sendikalı yapsalar bile, işveren tarafından işten atılarak, işyeri kapatılarak ya da isim değişikliği ile sendikanın yetkisi hemen düşürülüyor.
Penyetex'te ustabaşı olarak çalışan Hıdır Aslan, "Merter'de işveren, işçinin karşısına örgütlü olararak çıkıyor. Aslında burada bir tane patron var. İşçilerin de haklarını alabilmesi için sendika çalışması yürütmesi, sendikalarda örgütlenmesi gerekir. Bunun başka alternatifi yok" diyor.
Bir başka işçi de ekliyor: "Bugün bu sorunlarımız örgütsüz olmamızdan kaynaklanıyor. Merter'de işçileri harekete geçirecek örgütlülüğü yaratmak için daha ne kadar bekliyeceğiz."
Merter Tekstil işçileri içinde bulundukları sorunları tartışmak, bu sorunlara karşı Merter'de örgütlü bir yapı oluşturmak için önümüzdeki günlerde "Dostluk ve Dayanışma Gezisi" düzenlecekler.
Geziyi düzenleyen komite, amaçlarının gezide işçilerle birlikte tartışarak, o tartışmanın sorunucunda çıkacak kararlar doğrultusunda tekstil işçisinin örgütlü gücünü yaratmak olduğunu belirterek "Tekstil işçisi sermaye tarafından oynan oyundan artık dur diyebilmek için kendi öz örgütlülüğünü yaratacaktır. Gençlik gelecektir. Gelecek ise bizim ellerimizdedir" diyor.
7 Ağustos 1993 Yıl: 2 Sayı 19
anasayfailetişim
METİN'E METİN
BİR METİN

Metin'in kafasında
bir darp var
Polis
karakolundan
morga kadar
Mosmor
Bir darbe var
yüreğimizde
beynimizde
Soruyor bir işaret
fişeği
Biz ölerek mi
yaşamayı
öğreneceğiz hâlâ...

Can Yücel
gazeteciler

Tel: +90 (212) 233 20 36 Fax: +90 (0212) 233 18 60-70
Eskişehir Mahallesi Dolapdere Caddesi Karabatak Sokak No: 31/2 Şişli/İSTANBUL
          e-posta: bilgi@metingoktepe.com
eby
anasayfa ::  haberler ::  biyografi ::  yorumlar ::  göktepe ödülleri ::  metinden ::  dava hakkında ::  fadime göktepe
EVRENSEL - 2008