metin
Öğrenci ticareti
07/03/2008
Metin Göktepe

Sobacılar, turizmciler, sigortacılar eğitimci oldu... MHP'liler Türki cumhuriyetlere öğrenci gönderiyor... Gidenleri "abileri" karşılayacak...
Doğu Bloku ülkelerindeki çözülmeyle birlikte, herşeyin meta haline gelmesinden eğitim de nasibini
aldı. Bu durumdan faydalanmayı ilk düşünen de bizim "iş bitiriciler"imiz oldu. "Neden Türkiye'deki üniversitelein kapılarında yığılan, açıkta kalan binlerce genç, eski Doğu Bloku ülkelerinin üniversitelerine para karşılığı gönderilmesin"di? Böylece, ekonomik durumları tam bir çöküntü halinde olan eski "sosyalist" ülkeler için yeni bir kazanç kapısı açılırken, buna aracılık eden şirketler de büyük paralar kazanmaya başladılar.
Geçmişlerinde eğitim ile hiç bir ilgisi olmayan ve soba satışı, turizmcilik, sigortacılık gibi işler yapan birçok kişi ve kuruluş bir anda "eğitim aşkı" ile yanıp tutuşarak, çok yeni ve bakir olan bu alana el attılar. Öğrenciler yığınlear halinde bu yeni "üniversite" ülkeleri ve kentlerine akmaya başladı. İlk akla gelenler Moskova, Sofia, Bükreş gibi kentlerle Türki Cumhuriyetler'den Azerbaycan, Kazakistan, Tataristan ve Gürcistan'dı...İlk gidenler oralarda aldıkları diplomaların Türkiye'de geçerli sayılıp sayılmayacağı kuşkusuyla eğitimlerini tamamladılar. Bazı ülkeler ile ikili anlaşmaların yapılmasıyla birlikte bu tek taraflı öğrenci göçü daha da hızlandı.
Gazetelerde sıkça ilanlarına rastladığımız bu şirketlerin nasıl öğrenci gönderdiğini öğrenmek amacıyla bazılarına yurtdışında okumak istediğimizi belirterek başvurduk.
Total Müşavirlik ve Mümessilik Ltd. Şti'nin Gürcüstan'da bulunan Tiflis Üniversitesi'ne öğrenci göndermek için verdiği ilanlardaki adrese gittik. Asıl işi sigortacılık olan şirket sahiplerinden Saduman Mercan, Tiflis Üniversitesi'nin YÖK tarafından tanındığını ve diplomalarının Türkiye'de geçerli olduğunu söylüyor. Kaydı yapılan öğrenciler ilk yıl hazırlık sınıfında okuyarak Rusça ve Gürcüce öğreniyorlar.. Karşılığında ödenecek olan ücret iki bin dolar.. Saduman Mercan başvuranlara tam bir güven telkin etmek için üniversitede öğretim üyesi olduğunu söylediği Gürcü Prof. Nodar Komalidze'nin telefonunu veriyor. Ama telefonla aradığımız Prof. Nodar Komalidze, üniversite ile hiçbir ilgisi olmadığını söyleyerek "Şirketle benim hiçbir ilgim yok ki. Kim? Hangi şirket bu? Ben parlementoda çalışıyorum. Ben profesörüm ama üniversitede çalışmıyorum, şirketin patronu kim? Bu şirketle benim temaslarım yok. Benim Türkiye'de çok dostlarım var. Ama bu gibi işlerle ilgim yok" diyor. Profesörün söylediklerini şirket yetkilisi Saduman Mercan'a aktarıyoruz ve o, "Belki ben yanlış verdim. Ben yanlış vermişimdir. Ben size baka bir numara vereyim" diye mazeret belirtiyor. Bu kez iki doktorun numarasını veriyor bize. Bu doktorların Gürcistan'da eğitim gördükten sonra diploma aldıklarını iddia ediyor. Ama iki doktor; Hasan Çelik ve Mehmet Yıldız Gürcistan'a kendi çabalarıyla gittiklerini söyleyerek Mercan'ı yalanlıyor.
Kendi dönemlerinde Gürcistan'da yabancı öğrencinin çok az olduğunu, '80'li yıllardaki koşulların artık çok değiştiğini söyleyen Mehmet Yıldız, "Son gidişimde çok farklılık olduğunu gördüm. İnsanlar sefalet ve açlık içinde... Bizim zamanımızda üç dört öğrenci gidebiliyordu. Şimdi ikiyüz öğrenci var. Öğretim görevlileri bile geçim sıkıntısı çekiyorlar" diyor.
Yurtdışına öğrenci gönderen bir başka şirket ise Trek Eğitim. Bu şirket Gürcistan'a gönderdiği öğrenci başına yılda iki ila beş bin dolar arasında ücret alıyor.
Rusya ve Kazakistan'a geçen yıl 850 öğrenci gönderdiklerini söyleyen şirket yetkilileri, gönderdikleri öğrencilerden bazıları ile oradaki eğitime ilişkin görüşme talebimizi, öğrencilerin dönüş yaptıklarını söyleyerek reddediyor ve "bize güvenmiyor musunuz?" diye geçiştiriyorlar.
Yurtdışına öğrenci gönderen bu şirketlerin aldıkları ücret bütün ders gereçleri (kitap, teksir, boya, spor ve diğer uygulamalı derslere ait her türlü malzeme), kaloriferli yurtlarda iki kişilik oda gibi sosyal hizmetleri de karşılamak üzere Türk lirası değeri olarak yirmi ila otuz milyona denk düşüyor. Talep edilen bu para miktarıyla taahhüt edilen şartların yerine getirilip getirilmediği ise oldukça kuşkulu.

Ülkücüler de yurtdışına öğrenci gönderiyor
Yurtdışına öğrenci gönderme işini bazıları ticari amaçla yaparken siyasi amaçla yola çıkanlar da var. Bunlardan biri olan Türk Dünyası Araştırma Vakfı, kamuoyunda milliyetçi görüşleri ile tanınıyor. Vakfın, "Türk Cumhuriyetlerini incelemek ve tanıtmak" gibi amaçları var. Vakfın başında İ.Ü Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Turan Yazgan bulunuyor. Turan Yazgan TRT de dahil olmak üzere birçok kamu kuruluşunda yöneticilik yapmış eski bir MHP'li. Eski bir MHP'li olan Albüz Ünal ile birlikte Osmancık adlı dizinin çekimleri sırasında adı yolsuzluk iddialarında geçti. Turan Yazgan bu işten yakasını sıyırırken Albüz Ünal TRT'den kovuldu.
Türk Dünyası Araştırma Vakfı ilk olarak bu yıl çok sayıda öğrenciyi Türki Cumhuriyetlere göndermeye hazırlanıyor. Daha önce de MHP yanlısı sendikacıları, gazetecileri ve öğrencileri bu Cumhuriyetlere gönderen Vakıf yöneticileri, öğrencileri gönderme transferinin fazla duyulmasını istemiyor. Daha çok kendi çevrelerine fısıltı gazetesiyle ulaşmayı tercih ediyorlar. Geçen yıl vakfa, bin civarında öğrencinin başvurduğu belirtiliyor. Yurtdışına gidecek öğrenciler ile Halil ve Hayri bey diye tanınan iki kişi ilgileniyor. Vakfı arayarak bir arkadaşımızdan yurtdışına öğrenci gönderileceğini duyduğumuzu ve yurtdışında okumak istediğimizi söylediğimizde telefon Halil Bey'e bağlanıyor. Halil Bey kendisinin böyle birşeyden haberi olmadığını, konuyu ilk kez bizden duyduğunu söylüyor. "Ancak" diyor "siz bir daha arayın..." İkinci arayışımızda ise vakfa gelip görüşmemizi istiyor. Vakıf binası İstanbul Belediyesi'nin arkasında bulunan eski bir külliyede. Kapıdan içeri girenleri doldurulmuş bir kurt karşılıyor. Duvarlarda ise, "Tanrı Türkü korusun, Bizim Ocak" yazılı çıkartmalar var. Vakfın yetkililerinden Halil Bey bize bir ay içinde öğrenci gönderilip gönderilmeyeceğinin kesinleşeceğini söylüyor ve "İlk yıl hazırlık, yani yabancı dil öğrenimi. Bunun için 1500-2 bin dolar arası bir para alıyoruz" diyor. Yol parası, yurt parası, okul parası, yeme içme gibi giderler ise öğrenciye ait. "Sana turist pasaportu değil, öğrenci pasaportu vereceğiz" diyerek yabancı dil öğrenimi için göndermenin kesin olduğunu belirtiyor. Halil Bey'e göre kesinlikle ticari bir amaçları yok. Bu işi 'hayır' için yapıyorlar. Gönderdikleri öğrencileri ise asla 'yalnız' bırakmıyorlar. "Uçaktan iner inmez sizi abileriniz karşılayacak" diye başlıyor anlatmaya; "İsterseniz sizi yurtlara veya evlere yerleştirecekler. Kurs süresince sizi takip edip yattığınız kalktığınız yeri bileceğiz. Zaten orada hemen birlik olup bir dernek kuracaksınız. Böylelikle hem yalnız kalmayacak hem de hükümete karşı yaptırımcı olacaksınız. Örgütlü olmak iyidir" diyor. Peki öğrenciler hangi ülkelere gönderilecek? "Biz Rusya Federasyonu'na bağlı ülkelere öğrenci gönderiyoruz" diye açıklıyor. "Gitmek isteyen başka arkadaşlarınız varsa gelsinler konuşalım" diyor. Bizi gözünün tuttuğunu anlatıyor.
Türk Dünyası Araştırma Vakfı Başkanı Turan Yazgan şu anda Kazakistan'ın Kazan şehrinde öğrenci gönderme işi ile ilgili olarak incelemelerde bulunuyor. Yurtdışına öğrenci gönderen bu şirket ve vakıfların uymak zorunda oldukları yasal bir düzenleme yok... Ne Milli Eğitim Bakanlığı, ne de YÖK'ün bu şirketler üzerinde doğrudan bir denetimi bulunmuyor. Buna karşın bu şirketler gazetelere verdikleri ilanlarda YÖK ve Bakanlık tarafından tanındıklarını söylüyorlar. Buna güvenerek bu şirketlerin gönderdikleri üniversitelerde okuyan öğrencileri döndüklerinde aldıkları diplomaların Türkiye'de geçersiz olma tehlikesi bekliyor. YÖK'ten konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Bu gibi aracı şirketler öğrenci göndermek istedikleri üniversitelerin kurumumuzca da tanındığına ilişkin ilanlar vererek işlemlerine bir nevi hukukilik kazandırmak istemekte ve zaman zaman kamuoyu yanıltılmaktadır. Bu nedenle yurtdışında öğrenim görmek isteyenlerin Milli Eğitim Bakanlığı ve kurumumuza başvurarak gerekli bilgileri almaları faydalı görülmektedir" deniliyor. Denetimsizlik bu şirketlerin gün geçtikçe daha da artmasına sebep oluyor. Bulgaristan'a öğrenci gönderen Aytop Eğitim ve Turizm Şti. sahiplerinden Mehmet Top, "Biz denetime açığız. Ama yasal boşluk var. Ben Milli Eğitim Bakanlığına teklif ettim, öğrenci gönderen kuruluşları denetleyin diye. Ama hiçbir gelişme yok" diyor. Yüzbinlerce lize mensubu gencin üniversite önünde yığıldığı ve açıkta kalydığı bir sistemde, gençlerin yüksek öğrenim görme talebi, yalnızca kandi kasasını doldurmak amacında olan şirketler tarafından sömürülüyor. Ya da bazı politik hedeflere malzeme ediliyor. Türkiye'de ekonomik durumları çok iyi olan kesim; çocuklarını Bilkent, Koç Üniversitesi ya da Avrupa ve Amerika'daki üniversitelere gönderirken diğerlerine üniversite kapılarında sürünmek ya da nelerle karşılaşacaklarını bilmedikleri komşu üllkelere doğru yola düşmek kalıyor.
4 Eylül 1993 Yıl:2 Sayı:23
anasayfailetişim
METİN'E METİN
BİR METİN

Metin'in kafasında
bir darp var
Polis
karakolundan
morga kadar
Mosmor
Bir darbe var
yüreğimizde
beynimizde
Soruyor bir işaret
fişeği
Biz ölerek mi
yaşamayı
öğreneceğiz hâlâ...

Can Yücel
gazeteciler

Tel: +90 (212) 233 20 36 Fax: +90 (0212) 233 18 60-70
Eskişehir Mahallesi Dolapdere Caddesi Karabatak Sokak No: 31/2 Şişli/İSTANBUL
          e-posta: bilgi@metingoktepe.com
eby
anasayfa ::  haberler ::  biyografi ::  yorumlar ::  göktepe ödülleri ::  metinden ::  dava hakkında ::  fadime göktepe
EVRENSEL - 2008