metin
‘metin sizinle çalışıyor’
13/03/2008
Serpil İlgün

Metin, Evrensel’de çalışacağını size nasıl anlattı?

Çok seviniyordu. Bir gün geldi eve, “Anne” dedi, “Evrensel’e girmişim”. “Tanıdık var mı?” dedim. “Hep bizim arkadaşlar” dedi. Bir gün gazeteyi getirdi gösterdi. “Okuyun bakın ne güzel şeyler var içinde” dedi. Ben baktım, dedim “çok güzel de bu harfleri niye ters?” Sarıldı, dedi “Bakın kimse farketmedi, annem farketti.” Bütün çocuklarımı seviyorum ama Metin bambaşka bir çocuktu. Çok çalışıyordu ama çok sevinerek çalışıyordu. Mutluydu. Yoruluyordu ama neşesini görünce ses etmiyordum. Pazar bilmezdi, bayram bilmezdi.

Son izlediği haber hakkında bir şey konuşmuş muydunuz?

Metin zaten söylerdi, bugün şuraya gittim, şu haberi yaptım derdi. Gazeteyi getirir, gösterirdi. O gece oturuyoruz, abisi İbrahim de var. ‘Abi’ dedi, ‘Yarın cenazeler var sen de gel.’ Metin’e dedim ki, ‘Sen gitmesen ne olur?’ Dedi ki ‘Biz gazeteciyiz, biz gitmezsek olur mu?’ Kimler var, dedim, ‘Evrensel’den hepsi de geliyorlar’ dedi. ‘O zaman iyi’ dedim.

Polisler, o gün İstanbul’un her yanını tutmuştu. Ortam çok gergindi. Siz olayları televizyondan takip ediyor muydunuz? Endişeli miydiniz?

Yok, benim haberim yoktu bir şeyden. Akşam oldu, evde yalnızdım. Metin saat 10 dedi mi bana muhakkak telefon ederdi, geliyorum veya gecikeceğim derdi. Canım sıkıldı. Komşuya gittim dedim ‘İçimde bir sıkıntı var, bana bir şey oluyor’. Gece yarısıydı, bir telefon geldi, dedi ki ‘Metin evde mi? ‘Yok’ dedim hemen kapattı. Aziz (Metin’in küçük kardeşi) eve gelmişti, yatıyordu. Onu çağırdım, ‘Aziz’ dedim, ‘Metin’i bir arasana, nerdedir? ‘Ya nerede olacak, gazetecidir, arkadaşlarının yanındadır’ dedi. Bir şey demedim. Kalktım, yemek ısıttım, sobayı doldurdum ‘Şimdi gelir’ diye.
Sabah şafak atıyordu, atmıyordu aşağıya indim. Tuncelili Ali isminde bir çocuk, baktım o geçiyor. Dedim ‘Ali nerden geliyorsun bu saatte?’ Dedi ‘Bizi sığır gibi içeri doldurdular dün. Birdenbire de bıraktılar, biz de çıktık geldik.’ ‘Metin’i hiç görmedin mi?’ dedim. ‘Yok’ dedi. Aziz bakkaldan geldi ağlıyor, ‘Abim yaralıymış, Cerrahpaşa’da yatıyormuş’ dedi. Kapıya gideceğim, kapı nerededir bilmiyorum, balkonun kapısı mı açıktı neydi, gittim kendimi atmaya. Kadınlar gelmişti beni çektiler. Kendime geldim, dediler ‘Taksi getirdik seni Metin’in yanına götüreceğiz, seni istemiş.’

Metin’i katledenler, önce kabul etmediler ve ‘Duvardan düştü’ dediler. Bütün bu yalanları duyunca ne hissediyordunuz?

Metin gazeteciydi, görevini yapıyordu. Doğruları yazıyordu. Diyelim Metin suçluydu. Metin’i öldürmek mi gerekir? Bir insan döve döve öldürülür mü? Bu çocuk size ne yapmış? İçeri atın, cezasını çeksin. Bir karış duvardan düşünce insan ölür mü? Kafası kırılır, kolu kırılır o kadar. Eyüp’teki cami hocası da dedi ‘Ben gördüm, düşmüştü.’ Bir de cami hocasıydı. Neyse ki, iyi insanlar da dünyada çok. Zaten iyi insanlar olmasa dünya bu kötülerin elinde olurdu.

Gerek cenazesinde, gerek yapılan protestolarda ve dava sürecinde arkadaşları, işçiler, emekçiler, yazarlar, aydınlar, kitle örgütleri örnek bir sahiplenme gösterdi. Bu tabloyu görünce ne hissediyordunuz?

Tabii, duyan herkes, ister Sünni olsun, ister Türk olsun, Kürt olsun herkes de cenazesine geldi. Cenazenin bir ucu gazetedeydi, bir ucu Atışalanı’ndaydı. Nerelerden geldiler, onları da Metin kadar seviyorum. Ölene kadar da o insanları unutmuyorum. Zaten onlar olmasaydı herkes inanırdı ki duvardan düşmüş, ya da suçludur. Sahip çıkılmasaydı hiçbir şey olmazdı. Dış devletlerden de geldiler sağolsunlar, her yerden geldiler.
Kaç sene de Afyon’a gittik. Metin’in gazetesi, arkadaşları, partisi Emek Partisi, gazeteci arkadaşları, işçiler, memurlar, öğrenciler bizi hiç yalnız bırakmadılar. Emekçi kadınlar da hep bizimle beraber acımızı paylaştılar. Yani bir gün değil, bir sene değil. Bir tane değil binlerce insan. Tabii acı acıdır, o geçmez ama teselli veriyordu.

Metin’i kaybetmeden önce Fadime Göktepe nasıl bir kadındı? Mitinglere, toplantılara gider miydi?

Gitmiyordum. Ama Metin’den sonra hiç durmak istemedim. Hem ağladım, hem sızlandım, ama her yere de gittim. Niye, çünkü insanlarımızı öldürüyorlar, Metinim gitti başkalarınınki gitmesin. Yanlız Metin için gitmedim, herkes için gittim. Hepsini de Metin bildim, o kadar sevdim, o kadar bağrıma bastım. Beraber oldum. Ben Metin’in hatırası için her zorluğa katlanırım. Çünkü Metin hiç kötü şey bilmezdi. İnsanları severdi, insanlar daha iyi olsun diye çalışırdı.
Bir gün İbrahim dedi ki, ‘Anne bir sefer de de hastayım, gelemiyorum.’ Böbreklerimde taş var, Taksim’de yürüyüş var. Bir tuttu sancı, nasıl. Yine de gittim. Canım sağoldukça, kim beni çağırırsa giderim, eyleme giderim, toplantıya giderim.
Cumartesi anneleri toplanıyordu, bakıyordum herkes de benim gibi, hepsinin de yüreği yanıyor. Birbirimize destek veriyoruz ne güzel. O bitmeyecekti, ne kadar baskı olsa da biz yine toplanacaktık. Ama olmadı.
Evrensel’deki arkadaşları da, Emek Partisi’ni de çok sevdim. Hepsi benim için Metin’dir. Kim görürse, yedi yaşından yetmiş yaşına kadar, ‘Ay diyorlar, ‘Metin Göktepe’nin annesi’. Sarılıyorlar elimi, yüzümü öpüyorlar. Saatlerce çıkamıyorum. Sorular soruyorlar. Evlerine çağırıyorlar. Bir teselli veriyor. Demek ki Metin boşuna ölmemiş. İnsanların sevgisi var demek ki. Ne kadar çoklar diyorsun, seviniyorsun.

Çekingen miydiniz? Kolay değil çünkü kalabalıklara konuşmak...

Konuşma zaten yapamazdım, Metin’den sonra da yapamadım. Bir kere Metin deyince ağlama tutuyor. Lafımı bitiremiyorum. Aklıma geliyor, kötü oluyor. Ne bileyim, yine de durmam, giderim.
Metin’in babasını da kaybedince daha bir eve, çocuklara sarılmıştım. Metin’i kaybedince ne evmiş, ne barkmış, hiçbir şey gözüme gözükmedi. Hep Metin’in davasını düşünüyordum.

Ülkenin gidişatı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Birisi başa geliyor, diyor her şeyi çözeceğim. Ama geliyor daha kötü oluyor, daha çok hırsızlar çıkıyor, insanları öldürüyorlar. Boşuna ‘Avrupa’ya giriyoruz’ demesinler. Yağ yakmak için, kendini övmek için yalan söylüyor hep. Kendi çocuklarını Amerika’ya gönderiyor okutuyor, niye bir fakiri göndermiyor?
Uğur’u babasıyla öldürdüler, Tayyip gitti mi başsağlığına? Ama Levent (Tüzel) gitti. Çalışana ezilene Tayyip gidiyor mu? Ama Levent gidiyor. Hep yalan dolan. Kendilerine çalışıyorlar. İnsanlarımız bunu görsün, bunlara kanmasın.
Tayyip bir Kürt vardır diyor, bir yoktur diyor. Çok ikili oynuyor. Birleşmeyene kadar da hiçbir sorun çözülmez. Kürtler de insan.
Bu dünyada herkes kendini fark eder, iyilik nerede, kötülük nerede. Ben fark etmişim iyilik ne tarafta, kötülük ne tarafta.
Fesatlar var ki insanlar birbirine giriyor, fesatlar olmasa insanlar gül gibi geçiniyor. Amerika fesattır, fesat olmasa gider Irak’ı birbirine katar mı?
İşşizlik var, yoksulluk var, insan hakkı yok. Çalışıyor çalışıyor sigortası yok, onu çıkarıyor başka fakiri alıyor onun da sigortası yok, para vermiyor. Yazık günah değil mi? Bu insanlar niçin çalışıyor, niye kendini ezdiriyor? Çok üzülüyorum. Bazen dayananıyorum, televizyonu kapattırıyorum. Gördüğüm zaman yüreğim sıkışıyor, nasıl. Her şeye saldırıyorlar, emekçi kadınları dövüyorlar, insan nefret ediyor. O anneler neler çekiyor.

On yıl oldu... Bugün Fadime Ana kendine baktığında ne görüyor?

Ben zannediyorum ki Metin ölmemiş, Evrensel’de çalışıyor. Öyle hissediyorum. Gazete çıkıyor, siz çalışıyorsunuz ya, ben zannediyorum Metin de sizinle çalışıyor. Bana öyle geliyor. Sanki berabersiniz. Sizi görüyorum yüzünüz güleç, aynı Metin gibi. Sizi gördüğüm zaman Metin’i görüyorum.
Geçen rüyamda gördüm Metin’i. Yüzünü görmedim ama, arkası dönük. Çok büyük yüksek bir ağacın tepesinde. Bir tarafında sebze var, elma var, mandalina, portakal var. Sepetlere Metin doldurmuş, kızlar da alıyor.
Diyorum ki Metin bak topladıklarını kızlar alıyor. O da anne onlar bizim arkadaşlar. Bir şey deme tamam mı? Yok diyorum oğlum, bir şey demiyorum. Uyandım bir ağladım. Öte dünyada bile arkadaşlarını tutuyor benim oğlum.
anasayfailetişim
METİN'E METİN
BİR METİN

Metin'in kafasında
bir darp var
Polis
karakolundan
morga kadar
Mosmor
Bir darbe var
yüreğimizde
beynimizde
Soruyor bir işaret
fişeği
Biz ölerek mi
yaşamayı
öğreneceğiz hâlâ...

Can Yücel
gazeteciler

Tel: +90 (212) 233 20 36 Fax: +90 (0212) 233 18 60-70
Eskişehir Mahallesi Dolapdere Caddesi Karabatak Sokak No: 31/2 Şişli/İSTANBUL
          e-posta: bilgi@metingoktepe.com
eby
anasayfa ::  haberler ::  biyografi ::  yorumlar ::  göktepe ödülleri ::  metinden ::  dava hakkında ::  fadime göktepe
EVRENSEL - 2008