metin
Fadime Göktepe: Metinler ölmesin diye...
13/03/2008
Rojda İldan / Yeni Evrensel

"Evde oturmak çözüm değil. Ben eylemlere gitmeseydim, bağırmasaydım, sokağa çıkmasaydım ne olurdu? Ağlardım. Ağla ağla biter mi bela? Mücadele edecek, bağıracaksın. Hem de kararlı olacaksın. Kadınların görevi çok. Bana ne demekle olmaz!"
O, evindeki son ekmeği kapısına gelen komşusuyla paylaşan, bir gencin gözü önünde öldürülmesiyle susmamak gerektiğinin farkına varan, ağlamak yerine öfkeyi çığırmak gerektiğini söyleyen bir kadın. O, cezaevlerindeki, eylemlerdeki, okullardaki bütün çocukları, kendisinin kabul eden, hepimizin anası, Fadime Göktepe. Fadime Ana, "Zam yapılıyorsa mücadele etmezsen, adam öldürülüyorsa mücadele etmezsen, gecekondun yıkılıyorsa etmezsen, elektiriğin kesiliyor da etmezsen, insanlar yanıyor da etmezsen ne olur? Evde oturmak çözüm değil" diyerek herkesi yanına çağırıyor.

15 yaşında gelin gitti
Bundan 67 yıl önce yıldızlı, çimenli, çiçekli bir memlekette, Erzincan'da doğdu Fadime Ana, 15 yaşında evlendirilmesiyle de Sivas'a gelin gitti. Fadime Ana, görücü usulüyle evlendi. Kocasını evlenmeden önce bir kez gördü. "İstemişler, vermişler. Ben desem olmaz neye yarar?" diyen Fadime Ana, eşinin 'dede' olduğunu belirtiyor. "Önce bir kere daha istemişlerdi, yaşım küçük diye vermemişlerdi o zaman. İkinci kez geldiklerinde büyümüştüm, verdiler" diye anlatan Fadime Ana, evliliği süresince mutlu olduğunu belirtiyor. "Çok iyi biriydi. Herkes onu severdi" diyerek anlattığı ve tanıdıkça sevdiği eşiyle on yıllarını geçiren Fadime Ana'nın, ikisi kız sekiz çocuğu var. Onu, "İstanbul'a getiren de, mücadelenin içine atan da çocukları" zaten.

İstanbul'u hiç sevmedim
Fadime Ana, çocukları bir bir İstanbul'a gelmeye başlayınca, dayanamayıp onların ardından gelmiş. "Kenan Evren'in başa geçtiği zamandı" diyen Fadime Ana, İstanbul deyince "Hiç sevmedim" diyor. Şehir havası, suyu, toprağı bunda etkili elbette. Ama bir de sıkıntılar var çekilen. "Köyde her şeyimiz dolu dolu vardı. Ne yağımız biterdi, ne peynirimiz, ne de unumuz. İstanbul'da öyle değil. Şimdiki gibi Ecevit zamanıydı. Kuyrukta akşama kadar beklerdik ki iki yağ alalım" diyen Fadime Ana'nın darbe yıllarında gördükleri de İstanbul'u sevmesini engelliyor. Şehre geldiği ilk zamanlarda bir insanı öldürülürken görmek Fadime Ana'ya dokunuyor. Fadime Ana o günleri şöyle anlatıyor: "Kenan Evren geldiği zaman biz Yüzyıl'da oturuyorduk. Silahlar, bombalar patladı. Savaş gibi birşey çıktı yani. O kadar ki kötü. Biz tavana çıktık, baktık. Bir çocuğu öldürdüler. Ölüyü sonra yere koydular. Gelen vurdu geçen vurdu. O zaman polis yoktu, asker vardı."

'Yaşa annem, daha çok bağır'
Köyde, şehirde, elindeki tek ekmeğini, son buğdayını bile komşusuyla paylaşmaktan çekinmeyen Fadime Ana'nın içindeki mücadele tohumları o zamandan atılıyor. "Bir insan gözünün önünde öldürülsün, ölüsü çiğnensin, sen nasıl buna tepki duymazsın? Nasıl durursun, ben duramam" diyen Fadime Ana, kırkından sonra durmadan ilerleyen yaşamını ve oğlu Metin Göktepe'nin bundaki rolünü anılarıyla dile getiriyor. İlk slogan attığı günü "Metin her yere giderdi, ben kızardım 'Niye gidiyorsun?' diye. O da kızardı. 'Ana, sen niye oturuyorsun, o kadar kocakarılar geliyor sen hiç gelmiyorsun' diye. Bir kere Pir Sultan'ın şenliğine gittim, Metin götürdü. Bağırıyordu bütün millet. Ben de bağırdım. Metin bağırdı, 'Yaşa annem, daha çok bağır' diye. Çok güldüm o gün" diye anlatıyor.

Metinler ölmesin diye
Fadime Ana ilk kez bağırdıktan sonra hiç durmuyor. "Öyle şeyler olurdu. Ben çok üzülürdüm. Böyle paylaşmayı, bölüşmeyi seven insanlara, gencecik fidanlara kıyılırdı, ağlardım. Ama ondan sonra oturmamak lazım geldiğini anladım" diyen Fadime Ana, "Metin'den önce de çok eyleme gittim, yine polis kovalardı, millet kaçardı, ama Metin'den sonra hiç ama hiç oturmadım" diyor. Bunun nedenini ise "Metin'den sonra daha bir azim geldi bana. Öfkemi dindiremedim, hiç evde durmak istemedim, gideyim bağırayım istedim hep. Ben mücadeleye girdim. Metin öldü, daha Metinler ölmesin dedim. Bu yüzden sokaklara çıktım, oturmadım" diyerek açıklıyor.

Adım adım da olsa...
Metin Göktepe'nin 8 Ocak 1996'da öldürülmesinin ardından o dava senin bu dava benim, o eylem senin bu eylem benim sürekli dolaşan Fadime Ana'nın yüreği bugünlerde yine ezik. Nedeni cezaevleri. "Başım ağrıyor, romatizma var, tansiyon var, kalp büyümesi var. Ama bir kolumdan tutan olsa adım adım da olsa giderim o anaların yanına. Benim canım gidiyor evde. Ben de gitsem, bağırsam öfkemi diyorum" diyen Fadime Ana, cezaevinde onlarca insanın ölümüne neden olan operasyonları değerlendirirken iki şeyi hatırlıyor. Birincisi Metin Göktepe'nin Bayrampaşa Cezaevi'nde kaldığı günler: "Metin'in iki ay Bayrampaşa Cezaevi'nde kalmıştı. Bir ceket götürdüm, lacivertti. Cebinde tek bir sigara vardı. O sigarayı didik didik ettiler, dedim 'Niye bu sigarayı böyle yapıyorsunuz?', 'Belki içine birşey koymuşsundur' dediler, almadılar. Ceketin rengi lacivertti, onu da 'Almayacağız' dediler. Bir sigarayı didik didik ettiler. Peki bu silahlar nasıl giriyor. Kimin eli var içinde. O bilmiyor, bu bilmiyor, kim biliyor. Devlet mahsus bunu bilmiyor." İkincisi ise Ecevit: "O çıktığında biz hepimiz Karaoğlan derdik. Karaoğlan değilmiş, kara yılanmış."

'Ağlamakla biter mi bela'
"Diyorlar ki hep daha iyisi gelecek. Bir türlü daha iyisini görmedik biz. Sürekli daha kötüsü, daha katili geliyor başa" diyen Fadime Ana, emekçilerin sefalete mahkum edilmeye çalışılmasından şikayet ederek "Sabah kalk zam, akşam yat zam. Haftada bir tüpe zam. Hiç bu insanlar ne yapacak diye düşünmüyorlar mı? 200 milyonla 300 milyonla geçinilmez bu devirde. Asgari ücret ne kadar? Çocuk okula gidiyor, ayakkabısı, beslenmesi, önlüğü var zaten. Bir de katkı istiyorlar. Emekçilerin çocuğu ne yapsın? İnsanlar nasıl yaşasın? Ekmek parası, pazar parası, elektrik parası, su parası, parası da parası. Zam, zam, zam! Başka birşey olmuyor, bu devlet hiç iyi bir şey yapmıyor" diyor.
Bu sorunların hiçbirini birbirinden ayırmadığını "Bunları yapanlar aynı" diyerek anlatan Fadime Ana, ölene kadar sönmeyecek olan mücadele azmiyle, ekmeklerini küçülttürmemek, çocuklarını öldürtmemek için kadınlara çağrı yapıyor: "Çocukları öldürenler de zammı yapanlar da aynı. Zam yapılıyorsa mücadele etmezsen, adam öldürülüyorsa mücadele etmezsen, gecekondun yıkılıyorsa etmezsen, elektiriğin kesiliyor da etmezsen, insanlar yanıyor da etmezsen ne olur? Hiç yaşayamazsın. Evde oturmak çözüm değil. Ben eylemlere gitmeseydim, bağırmasaydım, sokağa çıkmasaydım ne olurdu? Ağlardım. Ağla ağla biter mi bela? Mücadele edecek, bağıracaksın. Hem de kararlı olacaksın. Kadınların görevi çok. Bana ne demekle olmaz. Hayat daha da kötü olur."
anasayfailetişim
METİN'E METİN
BİR METİN

Metin'in kafasında
bir darp var
Polis
karakolundan
morga kadar
Mosmor
Bir darbe var
yüreğimizde
beynimizde
Soruyor bir işaret
fişeği
Biz ölerek mi
yaşamayı
öğreneceğiz hâlâ...

Can Yücel
gazeteciler

Tel: +90 (212) 233 20 36 Fax: +90 (0212) 233 18 60-70
Eskişehir Mahallesi Dolapdere Caddesi Karabatak Sokak No: 31/2 Şişli/İSTANBUL
          e-posta: bilgi@metingoktepe.com
eby
anasayfa ::  haberler ::  biyografi ::  yorumlar ::  göktepe ödülleri ::  metinden ::  dava hakkında ::  fadime göktepe
EVRENSEL - 2008