metin
Anneler Günü'n kutlu olsun...
13/03/2008
Rahşan Taş / Cumhuriyet Dergi - 10 Mayıs 1998

Fadime Göktepe, Erzincan'dan, Sıvas'ın Çipil Köyü'ne gilen gittiğinde, henüz çocuk denilecek yaşta, on beşindeydi. Üç yıl hiç çocuğu olmadı. Sonra sırasıyla Derviş, Gülsüm, İhsan, Paşa, İbrahim, Meryem, Metin ve Aziz'i doğurdu. Fadime Göktepe bugün 65 yaşında. Evin her köşesinde Metin Göktepe'nin fotoğrafları asılı:
"Çocuklar Çipil'de doğdu, hepsini yoksulluklar içinde büyüttüm. Çocuklar ufaktı, yalnızdım. Bütün,mal, davar işlerini yapardım. Malımız, davarımız, arazilerimiz çoktu ama ben istemiyordum. Zenginliği, varlığı istemezdim. Az olsun, temiz olsun derdim.. Sekiz çocuk aslında çok ama, köyed biri davara, biri mala gider... Yoksa İstanbul'da bir çocuğa bile bakamazsınız."
Fotoğraf makinesini görüncü birden ağlamaya başlıyor.
"Aynısından Metin'in de vardı."
Gözyaşlarının arasında yeniden köye dönüyor:
"Köyde kuzu, koyun çobanı, tırpan biçenler vardı, gece ekmek pişir, ayranı yay, hep bir koşuşturmaca sürüp giderdi. İşten fırsat bulup bir şey yapamazdık ki... Köydeki kızlar birisiyle konuşamazlardı, bizi komşuya bile göndermezlerdi. İşten fırsatımız olmadı ki. Ama şimdi öyle mi? Devir çok değişti, şyimdi herkes istediği yere gider, gezer gelir..."
Göktepe ailesi de göçünü vurmuş sırtına, taşı toprağı "altın" olan İStanbul7a gelmiş, bundan 15 yıl önce. Gelmişler ki, çocuklamız okusun da, adam olsun. Boş düş değilmiş işte, sonuçdta hepsinin eli, ekmek tutmuş.
Metin Göktepe'nin babası Yusuf Göktepe 10 yıl önce vefat etmiş, görememiş çocuklarının mürüvvetini. Oysa hep bir dileği varmış: Çocuklarımız birarada olsun...

Arkadaş anne
Çocuklar ıbirarada olsun... Fadime Göktepe'nin bir düşü de bu:
"Benim hayatta en çok istediğim şey çocuklarıma bir şey olmaması, hep birarada olalım... Ama işte Metin aramızdan ayrıldı, ayırdılar. Ben hep onların köydeki küçüklüklerini, onların içeri girerken onların içeri girerken "anne" diye bağırdıklarını, benden yemek istediklerini hatırlıyorum. Sanki onları etrafıma toplamışım da oturuyorum, ben hep bunlarla yaşıyorum".
"Köyde hangisi büyükse ona derdim, bana su getirin, hemen koşa koşa gider getirirlerdi. Çocuklarım daha bir gün bile bana karşı saygısızlık etmediler. Etmezler de. Ben de bugüne kadar, onlara elimi bile kaldırmadım. Ben çocuklarımla arkadaş gibiyimdir."
Böyle anlatıyor çocuklarıyla ilişkisini ama birden aklına bir anısı düşüyor.
"Bir gün kızım Meryem, komşunun kızı Zeynep'le kavga etmiş. Yanıma geldi, ağlıyor ve Zeynep'i bana şikayet ediyor. Ben de dedim ki, kızım hem kavga ediyorsun, hem de gelip bana şikayet ediryorsun.. Bir tane de vurdum. Nasıl vurmuşsam bayılmış, bir daha da çocuklarıma el bile kaldırmadım."
Metin Göktepe, fotoğraflarıyla konuşmaya eşlik ediyor sanki... Hani basından bildiğimiz, hayata umutla bakan gülümseyen Metin. Sonra lise hali... Salona girdiğinizde karşı köşedeki kilimin üzerinde yerleştirilen fotoğraflar, gazetelerden kesilmiş kupürler hep çerçeveli.
Fadime Göktepe, bu köşeye oturmayı sevmiyor. Neden? Metin hep o köşede oturup saz çalarmış. En çok sevdiği ve söylediği türküler ise Yavuz Bingöl'ün "Kırmızı Gül Demet"i ve "Turnalar". Fadime Göktepe de en çok bu türküleri seviyor:
"Çünkü Metin'im bunları sazıyla çalardı. Söylemezdi, sadece çalardı. Sesim güzel, ama söylemem derdi. Bu türküler ne zaman çıksa, hep Metin'i hayal ederim".
Bugün Anneler Günü. Ona bugüne kadar verilen en güzel hediye, Metin Göktepe'nin aldığı altın yüzük. Her Anneler Günü'nde ona alınan hediye, Metin'in adına veriliyor artık. Elini, yüzüğe dokunduruyor usulca. İki damla yaş süzülüyor gözlerinden ve durmadan parmağındaki yüzükle oynuyor, yarım saat süresince:
"Metin'im yok, ama benden ebediyete kadar takmamı istediği yüzük parmağımda."
Metin Göktepe'nin ölümü, Göktepe ailesinde bir çok şeyin değişmesine neden olmuş. Öncelikle Fadime Göktepe'nin klasik ev kadını kimliğinden sıyrılıp politik bir kimlik kazanmasına yol açmış. Önceden de gündemdeki olaylarla ilgienirmiş, ama şimdi çok farklı.
"Direndim" diyor, "Metin'im için, ama hiçbir şey yapamadım. metin için her şey başıma geldi. Kazça geçirdim. Doktorlar gitme duruşmaya dediler, biz bu sorumluluğu üstümüze alamayız dediler. Ben dinlemedim. Ben ölürsem Metin'in mahkemesinde ölürüm dedim. Mücüdele ettim. Yine de devam edeceğim."

Geride kalan Metinler...
Kırgın, öfkeli sürdürüyor konuşmasını Fadime Göktepe.:
"Bu ülkede adalet, devlet, hakikat varsa, bu dava böyle kalmayacaktır. İnsan bir kağıt parçası, bir çöp değildir ki onu kaldırıp bir köşeye atasın. Metin çok gençti, o bir çiçek bir çitildi. Cezaevilerinde ölüm orucunda ölenler, Manisa'da işkence gören gençler, onlar da Metin gibiler, daha çok gençler. Ben bugüne kadar ne yaptıysam Metin için yaptım. Geride kalan Metin'leri düşünüyorum."
Gözlerinden iki damla yaş daha düşüyor, göze Metin'in fotoğraflarındna ayrılmıyor artık:
"Geride kalanlar hiçbir şey yapmadı ki, yapsalardı, onlar böyle ucuz kurtulamazlardı. Mücadele etmeye devam edeceğim. Öldüğüm zaman zaten her şey unutulur. İnsanın ciğeri sızlamazsa bu acıyı bilemez. Türkiye'de ne olacağı hiçbir zaman belli değil. Ölecek misin, kalacak mısın bunu kimse bilemez. Aslında Metin olayını herkes de biliyor, ama..."
Gözleri, Metin'in gülüşün ele veren fotoğraflarından birine takıldı şimdi. Evin en güler yüzlü insanı Metin'miş... Böyle söylüyor:
"Metin çok tatlı bir çocuktu. Eve gelince önce beni öperdi. Eğer evde suskunluk varsa hemen sebebini sorardı. Gelir eliyle saçlarımı karıştırır giderdi. Bir gün eve geldi, banyo yaptı. Ben de komşuya gittim. Televizyonda Gazi Mahallesi'ndeki olayları gösteriyordu. Eve geldiğimde Metin gitmişti. Sabaha kadar ben de Gazi Mahallesi'nde onu bekledim. Metin benim her şeyimdi.

Yengenin anılarında
Metin Göktepe'nin öldürülmesinin üstünden iki yıl geçmesine karşın Fadime Hanım, oğlunun odasında uyumuyor. Evlerini değiştirmeyi düşünmüşler ama yine Fadime Göktepe karşı çıkmış:
"Bu evde Metin'in anıları var. Bunlara karşı direneceğim, dayanacağım. Her köşesinde bir anısı var, bunları bırakıp hiçbir yere gidemem."
Metin'in en çok sevdiği yengesi Şemsi Göktepe. Altı yıldır evliler ve bir çocuğu var. Evlendiğinden bu yana Fadime Hanım'l aoturuyor. Şemsi Hanım, Metin'in anısına salonun baş köşesinde bir bölüm hazırlamış. Kardeşinden ayırmamış Metin'i:
"Metin'le biz dört yıl beraber oturduk. Metin'in ölümü bütnü evde olduğu gibi ben de üzüntünün yanında insanlara karşı güvensizliği getirdi."
Fadime Göktepe'yi kendi annesi gibi benimsemiş Şemsi Göktepe, onu mükemmel bir anne diye tanımlıyor:
"Annem, her annenin yapacağı her şeyin en iyisini yapıyor. Çok dirençli bir kadın. Ben onun yerinde olsaydım, belki de bu kadar dayanamazdım. Gelinlerini, oğullarından hiçbir zaman ayırmaz. Birimizin bir hatası olsa, asla kimseye söylemez. Benim annem gibi anne çok az bulunur".
Şemsi Göktepe, Metin'in ölümüyle birlikte evde yaşanan değişikliklerin en yakın tanığı:
"Metin'in öldürülmesi annemde bir çok değişikliklere neden oldu. Daha öncenden de toplumsal olaylara karşı duyarlıydı, ama fazla katılımı yoktu. Am aşimdi daha aktif. Artık en ufak bir olyada çocuklarınnı Metni gibi olacağından korkuyor. Ama çok dirençli, çok direndi..."
Fadime Göktepe'nin on bir torunu var. Hiçbirini birbirinden ayırmazmış. Evin içinde beş yaşındaki torun Eren. Yaramaz bir çocuk. Ama Metin Göktepe'ye ait hiçbir eşyaya dokunmuyor. O da amcası gibi gazeteci olmak istiyor. Fadime Göktepe anlatıyor:
"Benim için çocuklarım, hanımları ve onların çocukları birdir. Ben hiçbirini birinden ayıramam. Beş parmağın beşi de birdir. Hangisini kessen aynı derecede acır".
Göktepe ailesinden tek bekar Aziz. Metin'le Aziz'in yedikler içtikleri ayrı gitmezmiş. Aziz, Metin bir yıl önce okulu bitirdi diye okulu asarmış. Fadime Göktepe ekliyor:
"Metin sağ olsaydı, belki de onun da hanımını, çocuklarını da görecektim. Ama buna izin vermediler."
Metin önceleri avukat, dah asonra savcı olmayı istemiş, insanlarnı davalarına parasız bakacağını söylermiş, ama...
"Metin gazeteciliği daha çok sevdi. Am ainsnalar Metin'i sevmedi. Zamanında biz susmasaydık, evimizde oturmayıp gençlerin arkasında olsaydık, belki de bir şey olmazdı. Metin gitti, diğer Metinler'e bir şey olmasın. Metin'den sonra bir çok şey de ortaya çıktı, ama devlet kapatıyor her şeyi."
Metin'in arkadaşları artık pek sık aramıyorlarmış. Yakınma mı? Hayır...
"Önceleri, Metin'in öldürüldüğü ilk günler çok arıyorlardı, artık pek fazla aramıyorlar. Onlara kızmıyorum, küsmüyorum. Herkesin işi, gücü var. Onlar da haklılar. Metin arkadaş canlısı bir çocuktu. arkadaşı için canını bile verirdi. Bir keresinde gelip benden bir arkadaşı için yiyecek ve giyecek istemişti. O zamanlar bizim bakkalımız vardı. Ben de bir şeyler koyup gönderdim. Arkadaşlarınnı perdeleri yokmuş, benim de acer perdelerim vardı, onları da verdim. Metin arkadaşları, ailesi mutlu oldu mu, mutlu olurdu".
Baştan başa simsiyah giyinmiş, başındaki yemeni de siyah. Konuşması da öyle:
"Dünyada evlattan dah atatlı bir şey yoktur. Ben Metin'in ölümünü gördüm, keşke o benim ölümümü görseydi. Yusuf çok şanslıymış ki, evladının ölümünü görmedi. Adalet yerini bulana kadar ölmeyeceğim, direneceğim. Allah kimseye evlat acısı göstermesin. Metin'in ismi geçtiği zaman içerim sızlar, burnumda tüter..."
Acı aralanıyor, aradan çıkan yine çocukluk... Bütün çocuklarının küçükken "kuzu gibi" olduklarını söylüyor:
"Biz İstanbul'a ilk geldiğimizde komşularımız, bunların hiç sesini duymuyoruz, bunlar nasıl kardeşler, bir gün kavga etmediler, diye şaşırmıştı. Metin'e ben sabahları kalkar, kahvaltı hazırlardım. Bana kızardı kalkıyorum, diye. Metin, sert, suratı asık bir çocuk değildi. Yüzünde daime bir gülümseme vardı. Zaten hayalimde de hep o güümsemesiyle kaldı."
O gülüşü sürekli kılmık.. Annelerin bütün düşü bu mu?
"Hele ona patatesli börek yaparsam, o zaman çok sevinirdi. En çok patatesli böreği severdi. Benim için dünyada en büyük mutluluk, çocuklarınnı sağlığı ve mutluluğu dur. Artık ben yaşlandım, her şeyin iyisini, güzelin onlar için istiyorum".
En büyük hayali, hayırlı evlatlar, ev sağlık... Fadime Göktepe, "Başka ne isterim" diyor, "Dünyada en çok korktuğum şey, evlat acısını görmekti. Onu da gördük, ama ben direneceğim. Dünyada anne, baba, kardeş, eş de var, ama evlat çok tatlı".
anasayfailetişim
METİN'E METİN
BİR METİN

Metin'in kafasında
bir darp var
Polis
karakolundan
morga kadar
Mosmor
Bir darbe var
yüreğimizde
beynimizde
Soruyor bir işaret
fişeği
Biz ölerek mi
yaşamayı
öğreneceğiz hâlâ...

Can Yücel
gazeteciler

Tel: +90 (212) 233 20 36 Fax: +90 (0212) 233 18 60-70
Eskişehir Mahallesi Dolapdere Caddesi Karabatak Sokak No: 31/2 Şişli/İSTANBUL
          e-posta: bilgi@metingoktepe.com
eby
anasayfa ::  haberler ::  biyografi ::  yorumlar ::  göktepe ödülleri ::  metinden ::  dava hakkında ::  fadime göktepe
EVRENSEL - 2008